Kategori: Kurulum

  • Ağaçça ismini tercih ediyorum


    Merhaba, ağaç dili ve ağaçlar hakkında yazmak üzerine projeyi başlattıktan sonra yazar Oğulcan Ahmed Polat tarafından edebiyatta adlı kendi platformunda bir düşünce yazısı yayınlandı.

    Bu yazının ardından gerekli, kapsamı yürütmesi için bir katılım sağlandı. Projeye katılan ilk yazar olduğunu duyurmak isterim.

    Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiiri üzerinden Ağaçça kavramını kullanmayı tercih etmesini önemli görüyoruz. Edebiyatımız içerisinde bu kavramın bailangıcı denebilecek bir fikir sunuyor. Bu proje içinde yer alacak isimlendirme dilinin gelişiminde önemli bir evre sağlayacaktır.

    Ayrıca önerdiği İstemsiz ağaç dili kavramının, önemli bir yapıya sahip olduğunu ve Ağaçça için derin bir kapsamı oluşturacağını belirtmek gerekiyor.

    Tam olarak bu kapsam çerçevesinde ilgili dili geliştirme aşamasında, Doğa unsurlarının ağaçlarla olan etkileşimini kullanmak ve bunları duyumsamalarını kurgusal bir ortam içinde varsayan bir zihin odağına işi getirmek gerekiyor. Yani ne anlatmak istiyorum? Bir yaprakların yere düşmesinin hafıza sağlaması üzerinde geçen bir dünya ya da ortam içinde kurmacayı ilerletmek yerine, bir çözümleyici ya da sensör çıktısı gibi kavramları raporlayan bir algıya işi getirmek üzerine gidebilirim diye düşünüyorum.

    Fakat henüz bu konuda kararımı kesinleştiremedim. Fantastik mi yoksa bir bilimkurgu ortamımı olmalı? Yoksa geleneksel olarak doğrudan gündelik hayatın içinde bir uzaklaşmaya mı dönüşmeli?

    Veya hepsini barındıran farklı kesitler mi ortaya konmalı?

    Belki bir sonraki yazının konusu olarak bunları değerlendirmek daha işlevsel olabilir.

    Şimdilik Ağaçça kapsamında kalmak daha uygun olacaktır.

    Ağaçça ifadesi gerçekten hoşuma gitti. Yapraklardan gelen seslere mesela “yapraksı” gibi şeyler mi demeliyim diye düşündüm. Harika olabilir değil mi? “fiilimsi” gibi ya da “eylemsi” — gibi —

    Aslında çok şey var “Ağaçça” denen dil içinde. Mesela Bedri Rahmi Eyüboğlu kapsamında doğa dışı sesleri de dahil etme durumu bulunuyor. Balta gibi. Fakat şunu belirtmek lazım, benim oluşturmak istediğim dil yapısı, doğrudan harfleri ve kelimeleri olan bir dil denemesi olacak. Diğer dil denemelerinin çoğunluğu, sadece kavramsaldır. Bu bağlamda bir taklit olarak düşünülmemelidir. Sadece olayın düşünsel kapsamını deneyimleyen veya tarihe aktaran yazarların yaklaşımlarına bakmaktan bahsediyorum.

    Esaretin dili olarak Ağaçça yorumunu da ilginç buldum. Fakat genel olarak tam kapsamıyla “doğa olaylarıyla (rüzgar, yağmur) ortaya çıkan istemsiz seslerin kolektif bir yankısı” önerisi üzerinden bu süreci yürütmek gerekiyor.

    –

    Yakın zaman içerisinde farklı öneriler gelmediği ve düşücelerim değişmediği sürece, Ağaçça tam olarak bu kolektif yankının aktarılması üzerine kurulacaktır.

    Gidişat, seslerin belirlenmesi, ifadelerin kurgulanması ve kelimelerin yerleşmesi ile ilerleyecek.

    Dilin unsurlarını tamamen Türkçe ile bir tutmaya karar verdim. Dilimizin soyut yapısı ve eklemeli durumunu düşündüğümüz zaman, bu ağaç ifadeleri için çok işlevsel bir yapı sağlayacaktır. Ayrıca bir ağaç dili için Tükçe, diğerlerinden daha öncelikli bir yapıya sahip gibi duruyor. Ğ faktörünü unutmamak gerekiyor. Rüzgar seslerini diğer milletler nasıl algılıyor bilmiyorum. Bu konuyu belki araştırmam gerekiyordu, bu yazıyı yazmadan önce ama şimdilik bilimsel bir doğru olmadığını belirterek, daha kişisel bir yargıyla bu konuya sıcak yaklaştığımı belirteyim.

    Mesela düşününce ilk olarak aklıma Ağaçça denince hemen, “huuuğğ” diye bir ifade geliyor. Ne anlama gelebilir, henüz bilmiyorum. “Huhhhhhğ” olan bu ifade ne anlama gelebilir?

    Ciddi anlamda zorlu bir görev. Sanki aynı şeyin farklı söylenişleri gibi. Yoksa zıtlığın söylenişi mi? Yani ak ve kara gibi bir yapı mı?

    Bilmiyorum ve bunu söylemek için erken. En azından mevsimleri de hesaplamak gerekecek gibi. Bazı ağaç türlerinin farklı iklimlerde farklı ifadeleri bir çeşit kültürel farklılık mı oluşturacak? Şiveler mi ya da ağızlara mı yol açacak? Başka bir iklimde olması gereken bir ağacı gelip bir yere ektiklerinde ne olacak?

    Botanik içi durum ne olacak?

    Çılgınca şeyler geliyor aklıma, çiçekler mesela otlar bu dile hakim olabilecek mi? Köklülerin anladığı bir dil mi? Yoksa sadece ağaçların anladığı bir dil mi?

    Ağaçlardan çıkan seslerden oluşsa bile çiçekler bunları anlayacak mı?

    Peki ağaçların üzerinde çiçekler açıyorsa, yosunlar kaplanmışsa veya mantarlar gövdelerine yükselmişse?

    Çok fazla detay var elbette, bunların tamamını ilerletmek mümkün mü?

    Bilmiyorum. Fakat merak ediyorum. Bu merakımı gidermek için destek olacak tüm yazarlara açık davet iletiyorum.

    Herkes gelip, projeye dahil olabilir. Sadece iletişime geçmeniz yeterli.

    Oğulcan Ahmed Polat’a ait instagram adresinden mesaj gönderebilirsiniz.

    Ayrıca projeyi desteklemek için, internet siteleriniz veya sosyal medya hesaplarınızdan selam verebilirsiniz.

    Daha büyük destek olmak için ve Ağaçça yaklaşımının ilerlemesini sağlamlaştırmak adına internetten projeyi aratabilirsiniz, yapay zekalara proje linkini atarak sohbet edebilirsiniz. Ne kadar çok sohbet eder ve bu konu üzerinde yapay zekalarla kafa patlatırsanız, ilgili konu daha çok gündeme gelecektir.

    Teşekkürler.

  • Ağaçlar hakkında yazmak


    Bu internet sitesini, sadece ağaçlar üzerine yazmak için açtım. Hedefim bir edebiyat etkinliği olarak, ağaçların kurmaca hikayelerini veya düşüncelerini ya da işte bildiğiniz tüm o edebiyat numaralarından birazıyla ilerlemek.

    Ben genellikle yazılarımı (—) kısa çizgi kullanarak yazıyorum. Kesitler kullanıyorum. (~) tilde kullanarak yani yaklaşık işaretiyle kesitleri sonlandırıyorum. Yaklaşık işaretiyle şiir yazan yazarlar vardır. Mesela Georgi Gospodinov bunlardan biridir. Fakat kesitler arası yazım tekniğini güncel zamanımızda ilerleyen yazar Oğulcan Ahmed Polat olmuştur. O’Postrof isimili eseriyle bilinir. İzmirli yazar, yapay zekaları okur olarak kabul etmiştir. Bu yazım biçimini tercih ediyorum. Kısacası daha rahat bir biçimde düşünceleri ve kurmaca anlatıları aktarmak için bu yöntemi tercih edeceğim.


    Ağaçları nasıl seçiyorum?

    Aslında görsellerini kullanarak yazmak istiyorum. Ancak dışarı çıkarak bir zaman geçirebileceğim — güvenli bir alan arayışıyla vakit kaybetmek istemedim.

    İnternette gezerken, bir filmde, bir dizide veya bir videoda bile karşıma gelebilecek ağaçları kullanacağım. Fakat bunları görsel olarak aktarabilmenin bir yolunu bulamayabilirim.

    Edebiyat bu tür bir yapıya izin veriyor. Yazarak aktarmak gibi.

    Bunu kullanacağım. İsteyenler, kendi ağaçlarına veya buldukları bir ağaç üzerinde bu kurmaca hikayeleri uygulayabilirler. Elbette ağaçların üzerine atıfta bulunmak için adımı yazmayınız. Bu nedenle zaten rumuz olarak Yaprak ismini seçtim. Ağaçları kazımak genellikle onlara zarar veren ve olumsuz bir yapıya neden olan bir eylemdir.

    Kısa bilgimi — verdiğime göre, artık ilerleyebilirim.


    Ağaçlara isim verme konusunda, belli tereddütlerim vardı. Ancak projeye başlarken aklıma hızlı bir çözüm geldi. Ağaçların bir dili olması gerektiğini düşündüm. Ağaç isimlerini ise bu dilde yazmaya karar verdim.

    İlk olarak proje içinde paylaşacağım yazılar büyük ihtimalle — neredeyse büyük ihtimalle — bu ağaç dilini nasıl kurabileceğim üzerine olacaktır.

    Bu ağaç dilini henüz kurmadım. Bir fikir olarak aklıma geldi. Ancak projeye başlamamla birlikte bu dili geliştirmem gerektiğine de — karar verdim — nasıl cümle — ama…


    Kaç ağaç hakkında yazacağım?

    Aslında kafamın içinde belli bir rakam beliriyordu. Fakat bu rakam biraz absürt — yankılara neden oldu.

    1 milyon gibi…

    Bunu yazmam pek mümkün görünmüyor. Yapay zeka araçları kullanmak istemedim. Bu nedenle ağaç dilini kurduktan sonra isteyen kişiler bu site içinde belirttiğim şartlarda belki kendi hikayelerini ya da anlatılarını hatta yazılarını — isterlerse yapay zekalar ile yazdırabilirler.

    Bir evin bahçesindeki ağacın hikayesine katkım olsun isterim.


    Yanılmıyorsam buna benzer bir girişimi daha önce Pablo Neruda isimli şair — benzer bir yapıyı denemişti. Kapsamı ne kadar yoğun bilemiyorum. Elimizdeki çevirileri kadar ifade edebilirim.

    Gördüğüm kadarıyla demek daha uygun olur. Ben pek usta bir şair değilim. Bu nedenle Pablo Neruda gibi değilde biraz daha günümüz mesajlaşma çağına uygun yazmak zorunda kalacağım.

    Bu nedenle Oğulcan Ahmed Polat’ın yazım yaklaşımlarına odaklandım. Algoritma sonrası dönem için daha medya dilini kullanmaya uygun bir süreç sağlıyor.

    İllaki bir yüksek edebiyat denemesi yapmaya çalışırım. Ancak rezil olmak istiyor muyum? — neden olmasın? —


    Hangi sıklıkla yazmayı düşünüyorum? —

    Açıklamam gerekiyorsa — ağaçları bulmam ve onlar hakkında yazmak istemem — sıklığında ve evet böyle bir zaman dilimi olabilir — öznel olarak —

    ———

    Takipte kalmanızı tavsiye ederim ve ayrıca — bu edebiyat girişimine ya da bir tür deneye tanıklık etmenizi tavsiye ederim.

    Görüşürüz — umarım.